DÜNYA SAVAŞI Z – ACAYİP SIPOYLIR İÇERİR

Şimdi Bired Pit arabayla gidiyor ailesiyle. Böyle birden trafik felan oluyor ortalık karışıyor. Bir sürü zombi etrafa saldırıyor ısırılanlar da zombi oluyor. Bired Pit’in ailesine bişey olmuyor ama nasıl oluyorsa. Ondan sonra ödemeliden böyle kankasını arıyor Bired. Aradığı kankası yarına sizi oradan aldırıcaz idare et diyor. Bired Pit ertesi güne akdar idare ediyor, helikopterle alıyorlar felan. Sonra adamlar  Birede diyorki bu işi çözsen çözsen sen çözersin, olayın membaına in bir soruştur bakalım bu zombiler nerden çıkıyor diyor. Bired tamam olur ama bana bi telefon verin arada ayilemi arayıp sorayım diyor bir de ayilemi Başakşehir 4. Etap’a zombilerin az olduğu yere yerleştirin de kafam rahat olsun diyor. Neyse tamam diyorlar A1018 verip yanına bi de Harvarddan bi biyolog veriyorlar Biredi Koreye yolluyorlar. Korede biyolog yanlışlıkla kendi topuğuna sıkıp ölüyor. Koreden de Biredi İsraile yönlendiriyorlar. Bired İsrail’e gidiyor ,  İsrailde de baya bi bilgi toplayıp Galler’de bi sağlık ocağına gidiyor. Orda gözlemlerine dayanarak mikroplu olanara zombi saldırmıyor diyor kendine iğne yapıyor sonra bakıyorki kendine zombiler saldırmıyor herkese durumu anlatıyor. Herkes kurtuluyor. 

Image

-SON-

“Dünya Savaşı Z” 2013 filmi hakkında günlük hayat adı altında yaşayan zombi robot savaşı muhabiri heyecanında karalamalar…

Arkadaş!

Sayın Brad P.’nin aile babasını canlandırdığı ve  başrolünü üstlendiği bir klasik zombi filmi ile karşı karşıyayız. Hemde yapımcılarından biri ki bu amacı belirtiyor. Dünya kaos içinde, yakışıklı adamsın tamam ama o şalı neden taktın?

Son zamanlarda gördüğüm en kötü filimlerden birisi, hem klasikleşmiş zombi konusu olsun hem de genel filim olsun hiç bir türde yeni bir şey sunmuyor. Önceki yazılarımda ticarileşmiş filim kavramını sık sık belirtmiştim ama bu filimde tam onun dibine vuruyor. Sinirlendim. “Aile” kavramı ön planda.

Konusu olarak gezegeni sonlandıran zombi pastasından pay almaya çalışan bir içeriği bulunuyor. İnanılmaz bencil bir ailenin zombi istilasında yaşadıklarını anlatıyor. Hele ailenin anne karakteri inanılmaz bencil, gezegen elden gidiyor,kocası bir tür uzman, ondan yardım istiyorlar bizimki “kocam yanımda olsun” modunda trip atıyor. Sık kafana kadın da biz kurtulalım. Hele bir sahne var, telefonda kocasını arıyor. tüm zombilerin ortasında melodiyi beğenen geliyor.

Tüm olayı çözmesi umut edilen harvardlı doktor yalnışlıkla kendini öldürüyor. Onun yerine brad p.  -işi gücü belli olmayan adam-  bu doktorla 5 dakikalık sohbetinden hareketle ve biraz gözlemle şakadanak zombilerle ilgili çözümcüğü buluyor. Balon sahneler gene bu filimde bolca mevcut, kola reklamı bu kadar mı abes yapılır. İnanılmaz bir durum. İsrail reklamı da yapılıyor.

Filmin bazı güzel yanları da yok değil. Çeşitli mekanlarda geçmesi, zombi problemine alternatif ve yeni bir yara bandı olan fikri fena değil. Bir zombi doktor var, adam güldürmeyi başarıyor.

Sonuç olarak tamamen ticari amaçla, tamamen bencil bir ailenin babası olan ana karakterle üstüne para verilse de izlenmemesi gerek bir filim. Şiddetle uzak durum derim.

Filmin sonunda aklında kalan ise

“Most people don’t believe something can happen until it already has. That’s not stupidity or weakness, that’s just human nature.”

bu filmi izleyen seyirci

“Olağan Şüpheliler” 1995 filmi hakkında metal detektörü ile yapılan alacak verecek davası havasında karalamalar

Bu yazı öncekilere göre farklı olacak çünkü vizyon dışı olmuş bir filmin yorumlarını muhteva etmektedir. Bu eser “imdb” sitesinde en iyi 250 filim arasında 26. olarak gösterilmektedir.

Filimin kadrosu güzel oluşturulmuş, her tip cuk diye karakterine oturuyor. Tabi Kevin S. oyunculuğunu çok güzel göstermiş.

Konusu olarak bakıldığında basit bir suçlunun yanan bir gemiden sadece kendisi sağ kurtulması sebebiyle polis tarafından sorgulanmasıyla başlıyor, Basit bir suç olayı sebebiyle bir araya gelen “olağan şüpheliler” ile aksiyon kurgulanıyor. Girişte karakterler tanıtılıyor, gelişme de orta seviye bir aksiyon bulunmakta. Biraz daha akıllıca aksiyonlar olabilirdi ve hikayede ucu açık kalan yan hikayeler de mevcut.

Filmin en güzel yanı,efsanevi bir kişi olan “Keyser Soze” hakkında kimliğinin bir belirsizlik ile hikayenin devam etmesi. Zaten aksiyona yön verende bu elemanın olağan şüphelilerden talepleri sonucunda doğuyor. Sonunda ise vay be dedirten bir orta karışımı şut ile perdeyi kapatıyor.

Özet olarak Zararsız şaşırtmalı çoğu filimde olmayan yüksek belirteçli bir final sahnesi ile kapanıyor.
İzlediğinize pişman olmayacağınız bir aksiyon-durum tarzı olarak seyredilebilir.

Filim sonunda aklınızda kalacak tek cümle ise…

“Who is Keyser Soze? He is supposed to be Turkish…”


Adam Türk çıktı beyler, dağılın.