“Wonder Woman” 2017 filmi hakkında avrat, silah, at şeklinde karalamalar…

Merhaba sayın okurlar,

DC film evreninde yeni duraklarından birisi ile karşı karşıyayız. Önceki “BatmanvSuperman” filminde tadımlık arzı endam eden Gal G. , bu sefer tek başına ipleri eline alıyor. Önceki film beklentileri karşılamaması sebebiyle “tamam yada devam” şeklinde yayına girmiştir.

Filmin fragmanını izlerken Amazon prensesinin dünyadaki uyumsuzlukları ön plana çıkmış. Tema müziği ayrıca çok hoş, wonder women kapsayan tarzda olmuş.

Filmin konusu kısaca özetlersek BvS filminde görülen fotoğraf üzerindeki ekibin -Diana Prince- ile ilgili ilişkisine detaylı bir şekilde işleniyor.  Wonder köken hikayesi ve 1. Dünya savaşı içerisinde olaylar gelişiyor. 2.20 saat boyunca dram, aksiyon ve komedi hafif şekilde işlenmiştir, derinlik yok. Politik olarak ortaya klişe oluşturulan karma bir takım var. Savaş ortamı sebebiyle insanlar patır patır öldürülmüştür. Gene Almanlara suç atılmış ama bırakın artık bu tür geyikleri. Genel olarak konu pek iyi akışkanlık gösterememiştir. Mantıklı olmayan sahneler vardır. Görsellik ve kostümler fena değildir. Sonu da iyi bağlayamamışlar. Ülkemize yer verilmesi ve Türk bayrakları olması ayrıca hoş bir detay.

Sonuç olarak “güçlü kadın” akımının olduğu zamanlarda kadın yönetmen, başrol ve yan karakterlerin ağırlıklı insanın vahşi doğasının da saf amazon prensesi tarafından sorgulandığı zararsız ortalama bir film olmuştur. 4DX izleme sebebiyle de gerçek at binmiş kadar oluyorsunuz…

Filmin sonunda aklınızda kalan ise…

The Chief: May we get what we want.

Sameer: Get what we need.

Steve Trevor: And never get what we deserve.

gal-gadot-batman-v-superman-600x450

“Açaydım kollarımı getme diyeydim!”

 

“Galaksinin Koruyucuları 2” 2017 filmi hakkında şu gezegenlerden arsa kapalım ilerde değerlenir kafasında karalamalar…

Merhaba sayın okurlar,

İlk filmin ekonomik başarısı sebebiyle ekibi tekrar toplayarak devam filmi çekilmiştir. Konu olarak ekibim lider olan Peter’ın baba tarafını tanıma isteği etrafında giriş yapılmıştır.

Mevcut ekip dışında yeni bir iki karakterde ekibe katılmıştır. Slyvester S. küçük bir rolle karşımızdadır.

Filmin fragmanını izlerken öyle gaza getiren tempolu bir film beklentim olmadı. Gene aksiyon sahnelerine yer verilmiş ama fragman da pek çok şeyi açıklamıyor.

Filmin konusu kısaca özetlersek Peter’in babasının sürpriz yumurtadan çıkar gibi karşısına çıkmıştır. Ondan sonra baba-oğul ilişkisini galaktik düzeyde işlendiğini görüyoruz. İlk filmde olduğu gibi şarkı akışlı sahneler ara sıra arzı endam ediyor. Bebek Groot, ilk film gibi kapsamlı olmasa da dar alanda  yaşanan olaylar ve gelişmeler oluyor. Görsel anlamda bakıldığında mevcut tarzın üstüne çıkılmış ve güzel anlatım tekniklerine yer verilmiştir. Groot yeterince işlenememiş ayrıca bazı gereksiz referanslar var.

Sonuç olarak marvel sinematik evrenine neredeyse hiç katkısı olmayan (tadımlık katkısı) ve bebek groot-baba-oğul duygusallık üçgeninde yer alan bir film olmuştur. Ekonomik amaçlarla çekilmiş olup şarkı odaklı aksiyon tarzı eser severseniz izleyebilirsiniz.

Filmin sonunda aklınızda kalan ise…

Drax: There are two types of beings in the universe: those who dance, and those who do not.

Peter Quill: I get it, yes. I am a dancer, Gamora is not.

Drax: You need to find a woman who’s pathetic, like you.

casting-guardians-galaxy-2-pom

(Fly you fools!) Halı saha öncesi fotoğraf.

“Logan” 2017 hakkında karatahtaya çivi sürtme tarzında karalamalar…

Merhaba sayın okurlar, uzun bir aradan sonra tekrar yeni bir film yorumlaması ile karşınızdayız. Uzun yullardan beri “Wolverine” takılan Hugh J. son kez 18+ film ile karşımızda. Artık yıllanımış tabi, emeklilik günün doldurmak için son kez mesai yapıyor.

Hugh J. dışında profesör charles xavier. olan Patrick J. ve  bir kaç yeni eleman ile vizyona girmiştir.

Filmin fragmanını izlerken “hurt” adlı parça eşliğinde izlemek gerçekten atmosferi çok güzel yakalıyor. Tabi birden fazla fragman var ama filmde “hurt” parçası geçmedi.

Filmin konusu kısaca özetlersek Wolverine iyice yıllanmış, gözlerden ırak yerlerde şöförlük işi yapmaktadır. Profesör Charles Xavier da yıllardan nasibini almış ve wolverine tarafından bakılmaktadır. Wolverine yaşadığı yere kendi gibi olan bir küçük kız gelince olaylar başlıyor. X-men filmlerinden farkı bugüne kadar efendi dil kullanan ekibin ağzını bozması. Aksiyon olayı kanlı ve dalgalı şekilde ilerliyor.  Hikayeye katkı sağlamayan gereksiz  bazı sahnelerle doldurulmuş,  sonu pek iyi bağlayamamışlar.

Sonuç olarak mutant olsakta insan insandır tarzında bir film olmuş. Fox yapımcıları bu eserlerin ruhlarını tam olarak yansıtmayıp bir yapaycılık söz konusu olmuştur. X-men maratonu yaparken izlenebilecek bir eserdir. Karizmatik  Wolverine olan Hugh J. Güle güle ediyoruz.

Filmin sonunda aklınızda kalan ise…

Laura: I have nightmares. People hurt me.

Logan: I have nightmares too. I hurt people.

Laura: I hurt people, too. Bad people.

Logan: [sadly] All the same…

logan-x-men-comics

X-men-ception

“Tövbe Tövbe” Diyerek İzlenen film: Para Avcısı

14144243866_9640035b2c_bBorsa, para.. ve “Para insanı bozar” gerçeğiyle gelen hatunlar, hatunlar, hatunlar… ve alkol, uyuşturucu,.. ve nicesi.. “Para Avcısı (The Wolf of Wall Street)” filminin bol spoilli özeti (3 kere hatun dedim malum, eklemek istiyorum hemi de hepsi taş gibi).

Esasen biraz borsa hakkında birşeyler öğrenir miyim diye izlemeye başladığım bu film emin olun ekonominin ana temelinden öte gitmiyor. Temel ne midir? Tabii ki de para.. Yani anlayamadığınız ekonomi alanı hakkında terimlerin olduğu filmlerden değil. Gönül rahatlığıyla izleyebilirsiniz, bu hususta. Ama çok bel altı: Ailenizle sakın izlemeyin! Olur da ağlarsınız belki, peçetenizi yanınıza alın. 🙂

Sabi sübyan Leonardo, filmde borsa hususunda tıfıl biri olarak başlayıp birkaç borsa işlemi yapan aracı firmada çalışırken başarılı olduğunu fark edip kendi firmasını kuruyor. Ufak çaplı para babalarını da yanına alıp fakirin parasını topluyor şu kağıda bu kağıda paranızı yatırın diyerek. Parayı sürekli vuran bu Leonardo, çalışanlarına cömertce hatta cömertlikten de öte eli bol şekilde dağıtıyor ama öyle böyle dağıtmak değil. Uçağın içi ful hatun dolu ve belli başlı çalışanlarla hatunların dolu olduğu başka bir yere iş gezisi (Ayrı bir alanda doktora yapmış birisiyim, “Yanlış meslekte miyim acaba?” diye sordum o sahneyi izlerken). Uçağın içinde geçen mevzu da masum temiz ilişkiler değil, anladınız siz! 🙂

Bakıyor ki kazanç bol, neden zenginleri de müşterilerimizin arasına koymayalım ki diyor ve gelsin paralar gitsin gacılar.. (çok hatun olayından bahsettim tamam ama filmi izleyince anlarsınız).

Minikler, bu filmden çıkartacağımız ders “para adamı yoldan çıkarır”. Az kazanın ama temiz kazanın.. Sonu (spoil denmez artık, her Amerikan filminde gördüğümüz için) FBI’n duruma el atmasıyla son buluyor. Genel olarak, eğlenceli ve akıcı kategorisinde, izlenilesi bir film. Ama edepsiz! İyi seyirler..

“Doctor Strange”2016 hakkında sherlock holmes ile house m.d. inception filminde buluşması kafasında karalamalar…

Merhaba sayın okurlar, uzun bir aradan sonra tekrar yeni bir film yorumlaması ile karşınızdayız. Marvelin fani dünyayı bırakıp biraz da öteki dünya ile ilgili hikaye anlatalım düşüncesiyle ortaya koyduğu bir film yorumlaması aşağıda yer almaktadır.

Karakteristik tipi olarak baş rollerden Benedict C. filmdeki karakteri hakkında kendi röportajında da belirtiği gibi sherlock holmes, house md gibi kendini beğenmiş, zeki ve küstah rolünü görünce bu “ne arkadaş hep aynı rolü farklı filmlerde veriyorsunuz yeter ama” diyerek sıcak bakmamıştır. Onlarda farklı ambalajında değil içeriğinde diyerek onu ikna etmişlerdir. Benedict C. dışında yan karakter konusunda her yerde görülen Rachel M. A. ve bir kaç eleman yer almıştır. Mads M. unutmamak lazım.

Filmin fragmanını izlerken öyle diğer marvel süper kahraman filmleri gibi bir beklentim olmadı. Dr Strange tanımak amacıyla filmi görmeye gittim.

Filmin konusu kısaca özetlersek Dr strange köken hikayesi işlenmiş, (aslen kayserili olduğu) doktorluk hayatı ve kaza sonrası yaşadıkları yansıtılmış. Hikayesi pek iyi işlenmemiş, derinlik ve karakter gelişimi yok,basite kaçılmış. Konsantre olarak konu hızlı ve kopuk ilerliyor. Diğer marvel filmlerinden farklı olarak sihir olayı üzerine kurulmuş durum ile başınızı döndürebilecek sahnelere sahip. Ayrıca komik durumların ara sıra salonda kahkahalara sebep olduğu doğrudur.

Sonuç olarak Dr Strange mistik bir yolculuk ile kendini keşfetme felsefesi olarak izlenebilirliği olan ama o kadar da tv filmi olarak izlenebilir. Kötü adamların aslında felsefe olarak kötü olmadığını ama uygulama da bazı sorunlara sebep oldukları görülüyor.

Filmin sonunda aklınızda kalan ise…

Kaecilius : You’ll die defending this world, Mister…

Dr. Stephen Strange: Doctor!

Kaecilius: Mister Doctor?

Dr. Stephen Strange: It’s Strange!

Kaecilius: Maybe, who am I to judge?

benedict-cumberbatch-films-doctor-strange-in-nyc-first-pics-42

Kayserili Strange ve New York Zeybek ekibi kolbastı oynarken…

“Suicide Squad: Gerçek Kötüler” 2016 filmi hakkında bir takım karalamalar…

Merhaba sayın okurlar, UNESCO tarafından süperkahraman yılı ilan edilen 2016’daki en çok beklenen ikinci filim ile karşı karşıyayız. DC Marvelin süperkahramanlarına rakip olarak gerçek kötüleri  “hadi bakalım, bir de buradan deneyelim, para çıkıyor mu?” diye  piyasa sürmüşlerdir. Will S. ve Margot R. ekibin ağır toplarından olup filmde “klasik zenci ağzı” ve “psikopat hatun” olarak arzu endam etmişlerdir. Önceki “BatmanvSuperman” filminin yeteri heyecanı sağlamadığı için bu filmde de pek bir beklenti içine girmedim.

Filmin fragmanını izlerken böyle bir ekip ile farklı bir şeyler konulabileceği kanaatindeydim. Konusunu fragmandan pek çıkaramadan karakterlerin ilişkilerini görmek amacıyla filmi izlemeye gittik.

Filmin konusu kısaca özetlersek kötülerin tanıtımı ve belirli bir aksiyon içine atımı olarak yapabiliriz. Karakterler görsel olarak iyi oluşturulmuş ama bazı karakterler hikayesi yüzeysel işlenmiş. Duygusal parçaların ağırlıklı olduğu,aksiyonun pek doyurucu olmadığını görebilirsiniz. Ekibin karşılaştığı “kötü adam veya adamlar” -aaa, sizde burdaydınız dimi- tarzında karambole getirilerek işlenmiştir.

 

Sonuç olarak süperkahraman filmlerinde heyecan dolu hikaye yerine bir kaç ünlü adam ve kahraman sunup, parayı kolay yoldan cukka yapalım kafasında filmlerden bir tanesi olmuştur. İşin ilginci fragmandaki bazı sahneler filmde yer almamıştır. Büyük bir beklentiniz olmasın ve küçük sürprizlere hazır olun. Bir iki gaza getiren şarkınında filmde yer alması güzel anlarından birisidir.

Filmin sonunda aklınızda kalan ise…

Griggs: Ames, If this man shoots me, I want you to kill him and I want you to go clear my browser history…

Suicide_Squad_filming_in_Toronto_11.jpg

Onun arabası var gider mi gider…

Cesaretin Bodyguard(1992)’ı

“Farmer şöyle bir sorunum var ufak önemsiz bir sorun. bir akşam çıkmak istiyorum bir adamla yani buluşma gibi. ama kimseyle buluşamam çünkü sen her an benimle bulunmak durumundasın. yani beni evine davet ederse ne olacak? sen de mi geleceksin? öyleyse aklıma gelen tek şey senin beni davet etmen”

01459

Whitney’in canlandırdığı Rachel Marron karakterinin özeti olan bu teklif filmin en sevdiğim kısmıydı şüphesiz. Her şeye sahip olmasına rağmen *”hiçbir şeyi olmadığını” hisseden, şirret olduğunu söylerken aksini duymayı tüm kalbiyle duymak isteyen çocuksu hırçınlıklara sahip bir kadın Rachel Marron. Onun hayatını riske atmamak için yine ondan vazgeçmek zorunda kalan koruyucusuna olan kırgınlıklarını onu acıtmaya çalışarak tamir etmek isterken yine koruyucusuyla tamir olan güçsüz bir kadın ve korkularının üzerine gitmeyi motto haline getirmiş, prensipli koruyucusu Frank Farmer.

Yan rollerin de çok iyi canlandırıldığı bir gerçek ama kız kardeşin üzerinde çok fazla durulmamasına karşın kilit noktalardan birinde yer alması filmde eksik bulduğum nadir noktalardan biriydi. Yine de filmin kriminal yönü, ağırlığı aşk ve müzik olan bir film için tatmin ediciydi. Müzik demişken; filmde adı geçen, duyulan, bahsedilen tüm şarkıları spotify’da “The Bodyguard – Original Soundtrack Album” ismiyle bulabilirsiniz.

Kapanışı yaparken kısaca şöyle diyebilirim, film tipik bir imkansız aşk temasında olmasına karşın müzikleri olsun, oyunculukları,senaryosu ve replikleri olsun aradan geçen çeyrek yıl kalitesinden pek bir şey götürmemiş. Öyle ki Whitney yaşıyor olsaydı yine aynı konserleri verir ve hiç yadırganmazdı diye düşündüm. Pek çok komplo teorisine de kaynak sağlayacak nitelikte bir film olduğunu da düşünmedim değil. Filme puanım 7/10.

*bunu da buraya bırakıyorum